KOKU İLE KANSERİ ERKEN TEŞHİS ETMEK

Bilim adamları kanser için çok fazla sayıda çözüm önerisi geliştirseler de kesin bir tedavi günümüzde maalesef söz konusu değil.kısaca “Kanseri, DNA hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalması olarak tanımlayabiliriz. “Erken teşhis hayat kurtarır” gibi cümleleri sürekli duyuyoruz. Kanser için, erken teşhis çok önemli, ama bizlere doktora gitmeyi düşündürecek belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle çok ilerlemiş oluyor. Erken teşhis çok önemli olsa da sürekli hastaneye acaba kanser mi oldum diyerek gidemeyiz. Fakat periyodik muayenelerle erken teşhisi yakalamamız mümkün sayılabilse de, bu eylem günümüzde hayat kurtarır seviyede değil maalesef. Peki bütün bu hastalıklar kokularından erken teşhis edilebilseydi nasıl olurdu sizce?

Günümüzde uyuşturucu ve kaçak sigaranın dedektör köpeklerle yakalanabildiğini biliyoruz. Tüm dünyada devletlerin güvenlik birimleri, bu dedektör köpeklerin mucizevi koku alma yeteneklerini faydaya çevirmiş durumdalar. En az kanser kadar tehlikeli olan uyuşturucu kullanımı da dedektör köpeklerin yakalamaları sayesinde engellenebiliyor. Bomba arama köpekleri sayesinde bombaları bile bulabiliyorsak, bu özelliği neden kötü hastalıkları bulmada kullanmayalım? Hastanelerde muayene odalarında dedektör köpeği ile bizi karşılayan bir hemşire yada doktor neden olmasın? Şuan böyle bir çalışma yada uygulama yok. Bu video belkide abone sayımın arttığı ve daha fazla geniş kitlelere ulaştığı zamanlarda bir araştırmacıya ilham kaynağı olabilir diye düşünüyorum.

Bazen burnumuza gelen bir koku çocukluk anılarımıza kadar götürür bizi. Kokular, dünyaya dair algımıza zenginlik kattığı gibi birçok nesne ve durumu tanımlamamızı sağlar. Hafızayı etkileyen birçok faktör var ama koku hafızası görsel ve işitsel hafızadan çok daha güçlü aslında. İstemsiz hafıza uyarana çok az derecede maruz kalmak, otomatik olarak geçmişe dair güçlü hafızayı tetikleyebiliyor. Kokularla duygular arasındaki bu güçlü ilişkinin, kokuların işlenmesinde rol oynayan beyin bölgesinin, duygularla bağlantılı olan limbik sistemde yer alması olduğu düşünülüyor. Bu bir hastane yemeğinin kokusu, ilkokuldaki silginizin kokusu veya eski sevgilinizin parfümünün kokusu da olabilir. Yani eski sevgilimizi hafızamızdan tamamen silmek istesek de koku bize onu ve yaşadıklarımızı hatırlatacaktır. Bazen duyduğumuz bir pasta yada börek kokusu büyükannemizin evinde olduğumuz hissi verebilirken, duyduğumuz bir yosun yada deniz kokusu küçükken oynadığımız kumsala kadar götürebilir bizi. Daha farklı makaleler okuduğumuzda bazı bulguların koku hafızasının, bunamanın erken safhalarının teşhis edilmesinde bir araç olarak kullanılabildiğini görebiliyoruz. Evet erken teşhisin önemli olduğu bir gerçek; müdahale ne kadar erken olursa, sonucun o kadar iyi olduğundan hemfikiriz.

Koku ile ilgili bilmediğimiz çok şey olduğunu biliyoruz. Koku-hafıza, koku-teşhis, koku- beyin gibi çeşitli kurduğumuz kombinasyonlarda güçlü ilişkilere dair birçok ipucu ve kanıtın varlığı daha fazla düşünmeme ve bu videonun oluşmasına sebep oldu diyebilirim.

Dedektör köpeklere uyuşturucuyu, sigarayı, bombayı tanıtabiliyorsak pekala kanserli ya da kansersiz dokuyu, iyi yada kötü huylu olarak tabir ettiğimiz tümör çeşitlerini de tanıtıp aratabileceğimizi düşünüyorum.

BBC Muhabiri William Kremer’ın(kıriymırın) haberine göre, Kanser geçiren insanlar ve yakınlarının oluşturduğu bir dayanışma grubundan bir kişi, eşi prostat kanseri olduğu sırada nasıl burnuna hep bir çürük kokusu geldiğinden bahsetmiş. Koku, kanser tedavisi başarılı olunca geçmiş ama birkaç yıl sonra yeniden aynı kokuyu almaya başlayan eş korkuya kapılmış. Ve haklı da çıkmış, bu kez kendisine akciğer kanseri teşhisi konulmuş. Bir çok kanser hastası ve yakınları kokuyu farketmiyor olabilir ama bu anlattığım örnekteki gibi hastalığı kokuyla farkeden çok kişi var.

Filadelfiya’daki Monell (moanıl) Kimyasal Duyular Merkezi’nden George Preti (predi) “Bana bu konuda yazan çok kişi oldu” diyor. Bunlar arasında hemşireler ve uzmanlar da varmış ama bu anlatımların hemen hiç biri maalesef henüz bir araştırmaya  dayanmıyor.

Tarih boyunca doktorlar teşhis sırasında, hastalarının nefesini, idrarını, dışkısını, terini, cildini koklamışlar. Bazıları bu kokulara maruz kalmış da diyebiliriz tabi. 2011 yılında yazılan bir makalede onlarca hastalıkla ilgili “koku notları” ele alınmış. Demekki hastalık çeşitlerine göre bir koku bankası elde edilmeye çalışıldığını anlayabiliyoruz fakat ciddi bir araştırma sonucu maalesef henuz mevcut değil.

Piezoelektrik malzemeler kullanılarak hiçbirşeye ihtiyaç olmadan enerji üretebilmeyi, bu enerjiyi ise insan sağlığı, hastalıkların erken teşhisi gibi alanlarda kullanabileceğimizi ve hatta şuan hayata geçirilen bazı uygulamalar olduğunu ve gelecekte de ne kadar geliştirilebileceğini “mucize bir enerji türü piezoelektrik “ isimli videomda bahsetmiştim. Hastalıkların erken teşhisine önem verdiğim videomu yayınlamamdan kısa bir süre sonra ulusal basında harika bir haberle karşılaştım.  

Kanser hastalığını erken teşhis sayesinde yenen Çekmeköy Belediyesi Yenilik Akademisi öğrencisi Emirhan Ilık (18), öğrenci arkadaşlarıyla birlikte, organlardaki hastalığın seviyesini ölçerek erken teşhis imkanı sağlayan cihaz geliştirmiş. Çalışmalar sonucu geliştirdikleri erken teşhis cihazı, insan bedeninden yayılan frekansları değerlendirip, vücudun hangi hastalığı taşıdığını haber vererek hastalığın düzeyini ölçebiliyormuş. Bu cihaz, 2017 yılında Norveç’te düzenlenen bilim festivalinde sağlık alanında ve 2018 yılında Hollanda’da düzenlenen bilim olimpiyatlarında birinci olmuş. Bundan sonraki safhada cihazın üretim bandına girmesini ve daha çok kişinin hayatını kurtarmasını hedefleyen mucidimiz Cihazın Türk Patent Enstitüsü’nden patentini aldım” diye konuştu. Sistemin nasıl çalıştığı konusunda bir fikrim yok fakat 18 yaşındaki bu arkadaşımızın kanserden kurtulup böyle bir çalışmaya imza atması gurur verici elbette. Cihazla ilgili gelişmeleri de sabırsızlıkla beklediğimi belirtmek istiyorum.

ABD’de Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırma, fazla kırmızı et tüketmenin kanser ve kalp hastalıklarından ölme riskini artırdığına işaret ediyor. İşlenmiş ette ölüm oranı yüzde 20’ye çıkıyor. Bunun da yüzde 21’i kalp hastalıkları, yüzde 16’sı da kanserden kaynaklanıyor. Uzmanlar, “Daha yüksek miktarda kırmızı et tüketiminin kalp damar hastalıkları ve kanserden ölüm riskiyle bağlantısı olduğunu tespit ettik.” dedi. Et yemenin sağlığa etkisini Vejetaryen beslenme isimi videomda detaylı izleyebilirsiniz. Bunu da hatırlatmış olalım.

Gördüğünüz gibi hayatta her türlü konuyu derinlemesine araştırıp sizlere sunduğumuz yeşil bilim kanalına abone olmanızı tavsiye ederim. Videolarımda cevabını henüz bulamadığımız sorulara cevap ararken , daha yaşanılabilir bir dünyayı hayal ederek programlarıma bu amaçla hazırlanıyorum. Bu programlarda her fırsatta önceliğin alternatif enerji kaynakları ile yönetilebilen bir dünya için neler yapmamız gerektiğinden tutun da , insan ve tüm canlıların yaşam sürelerini kısaltan faktörleri tespit edip onları nasıl minimize edebileceğimizi şimdinin teknolojisi ile hayal gücümüzdeki bilimi kullanarak anlatıyorum. Ve bunları yaparken tabiî ki sizlerin yorumlarınız ve maillerinizden ilham aldığımı söylemeden geçemem. Sizlerden gelen Olumlu yada olumsuz her katkının yeşil bilim kanalının gelişimi için çok önemli olduğunu bilmenizi isterim. Kanalıma abone olmayı unutmayın lütfen Hoşçakalın…

kaynaklar:

https://www.haberturk.com/kanseri-erken-teshis-icin-cihaz-gelistirdi-2221645

http://www.egeonkoloji.com.tr/hastalar-icin/59-kanserde-erken-tani.html

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/03/140310_kanser_kopekler

https://bilimfili.com/koku-hafizasinin-arkasindaki-bilim/

https://cosmosmagazine.com/biology/the-strange-science-of-odour-memory

https://www.haberturk.com/kanseri-erken-teshis-icin-cihaz-gelistirdi-2221645

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15708642 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16095639
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19134127
http://journals.sagepub.com/doi/full/10.1177/0956797611400096  https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21369969
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16532861
http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0004965
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18728997
http://psycnet.apa.org/index.cfm?fa=buy.optionToBuy&id=1996-02174-012
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24451436
http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0197458005002216

https://www.youtube.com/watch?v=fPKqtPcPvd4

https://www.youtube.com/watch?v=_HIw9XVLMDI

https://www.youtube.com/watch?v=G-JISal6YNI

https://www.youtube.com/watch?v=BjBOel3A6n4

https://www.youtube.com/watch?v=e0UK6kkS0_M

https://www.youtube.com/watch?v=Y_XtlB4ach4

https://www.youtube.com/watch?v=WPgJafGz4fg